Uluslararası ilişkilerde bireylerin rolüne, ortaya çıkan sonuçlar üzerindeki etkisine az önem verilir bilindiği gibi. Olanı biteni kişilerden çok koşulların belirlediğine inanıldığından böyledir bu. Ancak, politikacılığının yanı sıra çok önemli bir akademisyen de olan eski ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger böyle düşünenlerden değildi. “Tarihi kişisel olmayan güçlerin yönlendirdiğine inanma eğilimindeydim. Ancak pratikte kişiliklerin yarattığı farkı da anlayabildim” der. Doğrusunu isterseniz, fazla abartmamak koşuluyla, bendeniz de “kişiliklerin” kimi gelişmelerde olumlu/olumsuz roller oynadığına inanmaktayım.
Dolayısıyla ABD Başkanı Donald Trump’ın “ruh sağlığı”nın, sadece onu ilgilendiren bir mesele gibi görülmesini doğru bulmam. ABD siyasi sisteminin kendisini – Başkanlardan gelecek olanlar dahil- her türlü tehlikeye karşı koruma altına almış olduğu doğrudur. Ancak Trump’ın son zamanlarda gittikçe vahimleşen ruh halinin koruma altındaki “müesses nizam”da gedikler açma olasılığı artmakta.
Trump’ın “Amerikan sistemine” yönelik eleştirileri, temsilcisi olduğu kesimlerin “ideolojisini” içeriyordu başlangıçta. “Amerika’nın yeniden büyük yapılması”, “içe kapalılık”, “dışarıya müdahele etmeme” gibi tutumlar almasında temsil ettiği kesimlerin çıkarları etkiliydi. Ancak Trump’da son zamanlarda bir tür “delirium” görülmekte. Zihinsel fonksiyonlarına bağlı kafa karışıklıkları yaşadığı gün gibi ortada.
USA Today gazetesinde okudum; Yakın zamanda yapılan bir ankete göre, birçok bağımsız seçmen ile bazı Cumhuriyetçiler de dahil olmak üzere Amerikalıların çoğunluğu, Trump’ın yaşlandıkça daha dengesiz hale geldiğine inanıyormuş. (‘Needs to be examined’ MAGA figures questioning Trump’s mental fitness).
Yazıda eski Fox News sunucuları Megyn Kelly ile Tucker Carlson’dan komplo teorisyeni Alex Jones ile podcast sunucusu Candace Owens’a kadar önde gelen muhafazakar yorumcuların, başkanın ruh sağlığının yerinde olmadığına ilişkin görüşlerine yer verilmiş. 7 Nisan’da X’te yaptığı bir paylaşımda Trump’ı “soykırımcı bir deli” olarak nitelendirerek görevden alınması için ABD Anayasası’nın 25. Maddesi’nin uygulanması çağrısında bulunan Owens “Kongremiz ve ordumuz müdahale etmelidir, deliliğin ötesine geçtik” demiş lafını esirgemeden. Eski Beyaz Saray avukatı Ty Cobb, 31 Mart’ta eski CNN muhabiri Jim Acosta ile yaptığı röportajda, başkanın “açıkça deli” olduğunu söyleyerek “Her gece ortaya çıkan bu saçmalıklar, delilik ve ahlaksızlığın boyutunu ortaya koyuyor” sözleriyle Owens’i desteklemiş.
Bu lafları edenlerin hepsi muhafazakar, hepsi Cumhuriyetçi Parti’nin destekçisi. Siyasi bir itirazları yok Trump’a karşı. Aksine ilk Başkanlık döneminde Trump’ın en büyük destekçisi bunlardı.
Başkan’ın ruh sağlığına ilişkin söylediklerinde gerçeklik payı da var bu arada. Çünkü Trump’ın konuşurken ilgisiz konulara ani geçişlerinin sıklaştığına tanık olmuşlar defalarca. Yazıda şöyle anlatılıyor: “Örneğin, Mart ayında Beyaz Saray’da düzenlenen bir kabine toplantısı sırasında, başkan 5 dolarlık Sharpie kalıcı kalemlere olan sevgisinden bahsederek beş dakikalık bir konu dışı konuşma yapmasıyla şaşkınlık yarattı. O ayın başlarında, gazetecilere İran’daki savaşla ilgili bilgi verirken, konuşmasının ortasında durup Beyaz Saray perdelerine hayranlıkla baktı. ‘O perdeleri ilk dönemimde ben seçtim’ dedi.”
Başkan’ın kendini her fırsatta övme çabası da bir davranış bozukluğu olarak değerlendiriliyor. “Benden başka savaş bitiren Başkan olmadı hiç” derken Theodore Roosevelt’in, Rusya ile Japonya arasındaki savaşı sona erdirdiği için 1906 yılında Nobel Barış Ödülü’nü kazandığını aklına getirmiyor bile.
Anketler, Amerikan halkının da başkanın davranışlarının garipleştiğini fark ettiğini gösteriyormuş. Şubat ayında yayınlanan bir Reuters/Ipsos anketine göre, katılımcıların yaklaşık yüzde 61’i Trump’ın yaşlandıkça daha dengesiz hale geldiğini düşünüyor. (bk: Most Americans say Trump is growing erratic with age, Reuters/Ipsos poll finds | Reuters) Bu oran, bağımsızların yüzde 64’ünü, Cumhuriyetçilerin yüzde 30’unu içeriyor.
The National Association for the Advancement of Colored People (NAACP), Amerika Birleşik Devletleri’ndeki en eski, en büyük sivil haklar örgütüdür. Başkanı aynı zamanda CEO’su olan Derrick Johnson, 7 Nisan’da yaptığı açıklamada, “Bu başkan uygun değil, sağlığı bozuk, kendisi dengesiz “ demişti.
NAACP, Trump’ın görevden alınması için Anayasa’nın 25. maddesinin yürürlüğe konmasını talep ediyor. Örgütün,117 yıllık tarihinde ilk kez oluyormuş bu.
WSJ gazetesi de Trump’ın İran’ın ele geçirdiği iki ABD askerinin durumunun konuşulduğu “Situation Room”a (Durum Odası) “dengesiz davranışlar sergileyeceği” endişesiyle alınmadığını yazdı geçen gün.
Yani başlangıçta, temsil ettiği sınıflar yararına aldığı kararlar “delilik” gibi görünse de son derece “bilinçli”ydi kuşkusuz. Ancak ikinci döneminde gerçekten “ruh sağlığı” bozuluyor Trump’ın.
İran’a saldırısından da bunu anlamak mümkün
İran’a saldırmak akıllı insan işi değil çünkü.
Kaynak: Halk TV